Antiseptik nedir?

İnsan ve hayvanlarda hastalık yapan, besinlerin bileşimlerini bozan mikropların üremelerini durdurmak, ya da bunları bütünüyle yok etmek için kullanılan ilaçların ortak adıdır. Eski çağlarda ünlü Yunan hekimi Hippokrates zamanında şarap, yaraların pansumanında önemli bir yer tutardı. Müslüman Araplar ve Türkler yara tedavisinde dağlamaya (koterizasyon) çok önem vermeleri antiseptiğin doğu ülkelerinde eskiden beri bilinip kullanıldığını gösterir.

Avrupa'da ise 18. yüzyıl ortalarına kadar bu alanda şaraptan da yararlanılırdı. Bu tarihlerde Viyana'da Ignaz $emmelweiss, doğumlarda klor solüsyonu kullanmak suretiyle mikropların yok edilmesinde ilk defa kimyasal antiseptiklere baş vurdu. Daha sonraları Pesteur'un fermantasyon ve mikroplar üzerinde bulduğu yeni ger çekler antiseptiğin önemini artırdı. Günümüzde hastalık yapan mikropların yok edilmesi için antiseptik olarak ısı, ışık ve kimyasal maddelerden yararlanılır. Fenol, asit fenik, naftol, kreozot, gayakol, klor, hipoklorit'ler, kloramin, iyod, borik asit, hidrojen peroksit, rivanol, tripaflavin bu alanda kullanılan kimyasal antiseptiklerdir.

Mikropları öldürme amacıyla kullanılan ilaçlara genel olarak antiseptik denir. İnsan ve hayvanlarda hastalıklar yapan, gıda maddelerinin bileşimlerini bozan mikropların çoğalmalarına engel olmak veya bunları büsbütün öldürmeye de antisepsi denir. Çok eskiden de antisepsiye başvurulmuş ve mikrop kırıcı ilaçlar bulmak için araştırmalar yapılmıştı. Hippokrates zamanında yaralara tuz basılmış veya şaraplarla yıkanmıştı. Bugün ilaç bulunmayan yerlerde yaralar alkollü içkilerle yıkanmaktadır.

Mikrop öldürücü özelliği yüzünden şarap uzun zaman tıpta antiseptik olarak kullanılmıştır. XIII. yüzyılda Ugo da Lucca, Haçlılar seferinde Polonyalı askerlerin yaralarına şarapla pansuman yapmış, büyük başarılar sağlamıştı. XIV. yüzyılda Henri de Mondeville de bu metodu benimsedi, yaptığı denemelerde yaraların cerahatlenmediğini ve çabuk kapandığını gördü. Öte yandan, besinlerin çürüyüp bozulmamaları için de antiseptik olarak tuzdan faydalanılmıştır. Balıkları ve diğer besinleri salamura halinde saklamak da çok eskiden beri bilinirdi. Pastırma, sucuk, çiroz, yağ, zeytin vs. gibi gıda maddelerini uzun zaman saklayabilmek için başvurulan usuller hep birer antisepti usulüdür.

antiseptik

Mikropların istenilen şekilde yok edilmesi için, Pasteur’ün mikropları keşfinden önce de, bazı kimyasal araştırmalar yapılmıştı. XVIII. yüzyıl ortalarında kadın hastalıkları ve doğum doktoru Ignaz Semmelweiss Viyana’da klor eriyiği kullanarak, doğum sırasındaki iltihaplanmaların önünü almak istemişti. Fakat antisepsinin bilimsel temellere dayanarak gelişmesi ancak Pastuer’ün mikroplar ve mayalamak konusundaki buluşlarından sonra olmuştur. O sıralarda İngiltere’de Lister adında bir cerrah, yaralarda görülen iltihaplanmaların önüne geçmek için ameliyat salonlarında havayı asit fenikle temizlemek yolunu tutmuş, yaraların pansumanlarında da bol miktarda asit fenik eriyiği kullanmıştı.

Fakat zamanla bu usulün bazen fayda vermediği, hatta zararlı olduğu görüldüğünden bundan vazgeçildi. Hastalıkları meydana getiren mikropların yok edilmeleri için antiseptik olarak sadece kimyasal maddelerden faydalanılmaz. Işık ve ısı da antisepside önemli rol oynar. Mesela ameliyattan önce aletlerin sterilizasyon cihazları otoklavlar yardımı ile sterilize edilmesi, kirli elbiselerin dezenfekte edilmeleri hep birer antisepsi usulüdür.

Eskiden yaralan kızgın demirle dağlarlardı, fakat bazı haller müstesna, bu usul bugün bırakılmıştır. Gene eskiden bazı mikropların 39° de öldükleri göz önüne alınarak, bazı hastalıklarda hastanın ateşi 39° ye yükseltilerek mikropları yok etmek yoluna gidilirdi. Öte yandan, güneşin doğal veya morötesi ışınlarının mikropları öldürücü özelliğinden faydalanılarak vücudun, yüzeyindeki bazı mikroplar bu şekilde öldürülür. Vücudun iç organlarında olan bulaşıcı hastalıklara ‘karşı röntgen ve radyuma da başvurulur. Antiseptik tıpta ve cerrahide, hastalığın şekline göre ya yerel, veya genel şekilde uygulanır. Mikroplar bütün vücuda dağılmışsa deri altından veya damarlardan iğne yapılarak ilacın bütün vücuda dağılması sağlanır.

Antiseptiklerin tarihi

İnsanlar, "mikrop kuramının" bulunmasın­dan yüzyıllarca önce neden ve nasıl etki yaptığını bilmeksizin antiseptikleri kullanı­yorlardı. Örneğin çiğ etin bol tuz ve baharatla yoğrularak sucuk biçiminde saklanması, seb­zelerin yoğun bir tuz ve limon ya da sirke çözeltisi içinde bekletilerek turşu yapılması, bakterileri büyük ölçüde yok ederek bu besin­lerin bozulmasını önlüyordu. Bugünkü anti­septikler ise Louis Pasteur'ün değerli çalışma­larının ürünüdür. Ancak mikroskopla görüle­bilen çok küçük canlıların hastalıklara yol açabileceğini ilk kez Pasteur kanıtladı.

Ayrıca besinleri, örneğin çiğ sütü kaynatmanın has­talık yapan birçok mikrobu öldürdüğünü or­taya koyan da Pasteur'dür. Bugün sütlerin uzunca bir süre bozulmadan saklanmasına olanak veren "pastörizasyon" işlemi bu buluş­tan doğmuştur. Pasteur'ün mikroplarla ilgili buluşunu açık­lamasından yıllarca önce, Ignaz Philipp Sem-mehveis adında bir Macar doktor çok önemli bir gözlemde bulunmuştu. 1840'larda, hasta­nelerde doğum yapan 10 kadından en az biri loğusa humması denen ağır bir hastalığa yakalanarak ölüyordu. Semmehveis 1847'de, doktorların hastaya dokunmadan önce elleri­ni klorlu suda yıkamalarını önerince, loğusa hummasından ölüm oranı yüzde 10'dan yüzde l'e düştü. 1860'larda, Pasteur'ün çalışmalarından he­men sonra İngiliz cerrah Joseph Lister, ameli yatlı hastalann kaderini değiştiren önemli deneyler yaptı.

Pasteur'ün çalışmasını duy­muş olan Lister, ameliyat sonrasında birçok hastanın ölmesini, ameliyat amacıyla açılmış olan dokulardan vücuda giren bakterilerin etkisine bağladı ve açık yaralardaki bakterile­ri öldürmek için antiseptik kullanmaya başla­dı. Bir süre sonra, ameliyattan önce ellerini antiseptik sıvılarda yıkayarak, ameliyat alet­lerini bu sıvılara batırarak, ameliyat salonu­na, masasına ve hastanın derisine antiseptik püskürterek, ameliyat sonrası ölüm oranını büyük ölçüde azaltmayı başardı. Lister'in antiseptik olarak kullandığı sıvı fenoldü. Mik­roplar üzerinde çok etkili olmayan, üstelik vücut dokularına çok zarar veren bu madde bugün ameliyat antiseptiği olarak hemen hiç kullanılmaz.

Sözlükte "antiseptik" ne demek?

1. Antisepsi yapmak için kullanılan ya da antisepsi özelliği olan (madde).

Antiseptik kelimesinin ingilizcesi

adj. disinfectant, germicidal, antiseptic, pertaining to antisepsis, free of germs
n. antiseptic, substance which destroys microorganisms which produce sepsis, disinfectant, chemical agent that destroys a harmful organism (i.e. bacteria)
Köken: Fransızca